Bazen birini televizyonda izlerken veya o konuşurken dalıp gidiyorum. Gözlerinin burunla hizasına takılırken ağzının genişliğine bakıyorum ve o tanıdığım, bakınca hemen ismini söyleyeceğim tip gidiyor, standart insan profili beliriyor ve neye göre adamı tanıdığımı şaşırıyorum.
Bazen de bu arabada oluyor, meganın kıç farına belli bir süre bakıp aslında tanıdığın yapıyı değilde farklı bir açıdan bakmaya çalışınca bambaşka bir yapı çıkıyor. Ondan sonra o baktığım Megane değil de teneke gibi bambaşka bir cisme dönüşüyor.
Anlayamadığım bir derin konudur bu "Tanıma ve Anlama" hissi. Neye göre tanırız ve hatırlarız? Çok garip, saniyenin onda birinde gerçekleşir bu, illa resimlerle birleştirip aklımızdaki resimle karşılaştırırız. İnanılmaz bir yapı bu. Aslında hafızamızı kullanmadığımızı zannederiz ama aslında hafızayı bilmediğimizi anlarız.
Birde anlamak nasıl bir sorundur? Anlamak nedir? Duymak mı, işitmek mi, görmek mi yoksa bunların hepsini mi? Bence hepsi olsa bile anlama gerçekleşmiyor. Çok uzun zaman önce yazdığım bir felsefe kompozisyonu geldi aklıma; Anlamak, kesinlikle bir son ve başlangıç ikileminin sonuçlanması, kısaca örneklersek, bir işin nasıl sonuçlanacağını ve nasıl başlayacağımızı bilirsek ve aklımızda şekillendirirsek o işi anlamış oluyoruz. Diğer duyu organları daha sonrasında yardımcı oluyor. Kısaca sezi ve hafıza gücü anlamak için kullanılıyor.
İlginç bir yapı, hala kendimi anlamıyorum ya o da ayrı bir konu, sanırım başlangıcı hallettik ama sonunu kestiremediğim için anlamadım (:


