

Beter ol Fener Beter, hehe (:
Tayyip ölmüş ve diğer dünyada başbakan olduğu için seçim yapması istenmiş. Melek onu 24 saat boyunca cehennemde ve bir 24 saatte cennette bırakarak karar vermesini sağlıcakmış.
Tayyip ilk önce cehenneme gönderilmiş. Orada büyük bir golf sahası, çok güzel bir otel, çok güzel çevrede onunla beraber devir arkadaşları fetuulah gülen, abdullah gül, süleyman demirel, unakıtan derken hepsi ile birlikte muhabbet eğlence ve türkiyeye neler yaptıklarına dair geyiq yapıp eğlenmişler. 24 saatin nasıl geçtiğini anlamadan cennete gönderlmiş. Orada da Atatürk, Aziz Nesin gibi aydınlar ve yazarlarla kitaplar şiirler ve tarih hakkında muhabbete başlamış. Her konudan konuşmuşlar.
Zaman dolmuş ve Melek alıp ikisinin de giriş kapısında dikmiş. Seçimini yap demiş. "Cennet çok güzel ve çok düzeyli muhabbet var ama cehennemde de devir arkadaşlarım ve paylaştıklarım var" demiş. "Ben Cehennemi seçiyorum."
Melek almış, cehenneme yerleştirmiş. Gittiği zaman bir bakmış heryer yanıyor, golf alanı alev küpü, arkadaşları kırbaçlanıyor ve yakılıyor. Birden bağırmış, "Sen bana böyle göstermemiştin, burası böyle değildi!!"
Melek : "EEee, seçim probagandası"
(:
Garip;
Otogardaym, Alanya ya gidicem, bilet aldım 11.30 a ve oturdum bekleme salonunda, açiyim dedim bilgisayarımı; bi sürü kablosuz var, onlardan şifresiz olanını seçtim. Airties-wa25 gibi bişeydi, neyse; bağlandıktan sonra bana wireless şifrelenmediği için internete çıkış yapamassınız dedi.
bende 192.168.2.1 yaptım, airties de standart 2 serisi ip, neyse; klul adı şifresi, dedim bu adam kesin ttnet ten almıştır dedim. "admin" "ttnet" doğru kullanıcı adı ve şifresiydi. Birde ne göriyim 2 mbit net yatıo mis gibi, adam kablodan bağlanmış, wireless ı şifrelememişler. bende atladım hemen şifre koydum, bide utanmadan wireless ssid sini "yLmz" yaptım. ahlaksızlık bu olsa gerek, adam farkedene kadar ben otobüse binip gitmiş olurum bile (:
siz siz olun kablodan bağlansanız bile unutmayın wireless ı şifrelemeyi. Aman diyim (:
Çisil takviye kuvvet benden bendeki küçük hikayelerimi anlatmamı istedi, doğal olarak bu yaşanan olaylar hakkında asla gerçek isimler kullanmayacağımı belirtmek isterim (:
Sude ile o gün tanıimıştım. Benim için sıradan bi kızdı, hani genel geçer adını bile zor hatırladığınız türden. Tabi ki bunun adını bu şekilde hatırlayacağımı ummamıştım.
Sude güzel bi kızdı ama onu sadece hoş buluyordum. Çünkü yaşına göre kendini büyük zanneden ama beceremeyen bi kızdı. Arkadaşımın arabası bendeydi o gün ( şans değil, yalvar yakar :P ),, birde o gün İsmail de benden onun kız kardeşini ayarlamamı istemişti. Sude'ye söylemiştim, İsmail yanlız sevecen ve sapık bi gençti ama Sude sadece yanlız sevecen kısmını biliyordu (: nese, telefonunu verdim, keşke vermeseydim kısmına geliyorum elbette...
Arabayla benm en çok sevdiğim sote denilen falezlerden denize bakan ve kargıların arabayı bilakis güzel bi şekilde saklayan bölgesine yavaş yavaş gelmiştim. Girdim o araya, arabayı durdurdum ve herşeyi kapadım. Ay denize, yakamozda bana vuruyor, aldığımız biraları tıkıyordum ağzıma, tabi ki de sude de benmle beraber içiyordu. Artık beklenen an gelmişti :P
Biraz birbirimizi incelediktn sonra bi araba arkadan yaklaştı bize, biraz ilerimizde durmuştu ama o nalet o iğrenç o ... plakayı gördüm. Hyr bu olamazdı, İsmail i aradım, kardeş ne işin var burda? O da benm Sude ile olacağımı düşünmediği için vayyy dedi telefonu yüzüme kapadı ve kolunda bir kızla yanımıza geldi, patlama olayı ;;;
Kolunda ki kız Sude nin kardeşi olduğunu kyamet koptuğunda, İsmailin ne pezoluğu ne anası ne bilmemnesi kaldıktan ve nerdeyse ramak kala kurtulduğum tokattan sonra anlamıştım. Hayatımın Piştisiydi.
Sonradan öğrendm ki Sude nin kızdığı nokta daha 2 saatlik tanıştığı çocukla sote denilen alana gelmesiymiş, ablalık duyguları kabarmış da biz Sude ile tanışalı 1 gün olmuştu. Ne farkı vardı?
Sayfa 3 / 4
yLmz
moi je veux crever la main sur le coeur
belki hiçbirşeyi değiştiremem ama yazdıklarım beni bağlar her zaman.