24 Haz. 2011
Gökhan Abimin yanına geldim, o kadar dertleşmek istiyordum ki ama anlatamıyordum, içimde kalacaktı artık. Çok canım sıkılmıştı, Ankara'dan kardeşim gelicekti, ona bişey çaktırmamam lazımdı. Bora'ya rica ettim, yalnız kalırsam aklımdan bi ton olay geçiyordu, kendimi adepte edemedim, boş boş bakıyordum.
Dükkanda otururken enişte bey geldi, kapı önünde konuştuk, konuşmucaktım ama damarıma bastı, bende ağzıma geleni söyledim ama gene kendi durşumu bozmamam lazımdı. Konuşurken 34 yaşında adamın gözümde küçüldüğünü farkettim. Ağır olan benim ona değil, 26 yaşında bugüne kadar hayat tecrübesi eksilerde gezen birinin ders verir gibi 10 yaş büyük birine tane tane tek tek konuları anlaşılır şekilde anlatmasıydı. Herşeyi yorulmadan tek tek anlattım.
Bu arada öğrendiğim şu ki geçen gün ablamı özür dilemek için dışarı çıktıklarında, benim ona arabada sarf ettiğim cümlelerin ve fikirlerimi aynen kendisi düşünüyormuş gibi ablama anlatmasıydı. Abla demiştim bi orada dur, şu anlattıklarını ben o gün ona arabada söylediklerim, hiç mi kendi düşüncesi yok? Bu kadar basit, kendi düşüncesi yok, sadece bizim düşüncemize muhalefet olmaktan başka. Sütten çıkma ak kaşık enişte bey.
Dinledi beni, giriş yapmaya çalıştı ama illlaki her konuda bahenesi olacak bir olayı vardı, sonunda da hepsini içkiye bağladı ve gözümden tutamadım, düştü.
Gitti yanımdan, bende dükkana geri döndüm. Konuşacak konu kalmadı artık. Sakinliğim bana artı kazandırdığını hep inandım. yarım saat sonra geri geldi, oturdu dükkanda, yüzüne bile bakmadım, bana laf çarptırmaya çalıştı, oralı olmadım, sonunda sinirlendirdi iki sert laf ettim bozuldu gitti. 1 saat sonra geri geldi, bin dedi arabaya, bindim. Seninle düzgün halledemicez dedi bu olayı dedi, çek dedim nerede nasıl istiyorsan hallederiz dedim bağırarak. Şaka yapıyorum dedi, çekti falezlere, konuş dedi, saydırdım. Her konuya bahane bulmaya çalıştı ama asılsız boş kelimelerdi, anneme bağladı çoğu olayı ama ben biliyorum ki annemin ona ettiği laflar değil, onun yaptığı pis olayları annemin gözünde gördüğü için utanmasıydı. Utandığı için annemi hep uzak tutmaya kötülemeye çalıştı. Biz bu yol 3 kişi çıktık, 1 eksik 1 fazla diyecek gücümüz yok.
Konu bittikten sonra, ben bile o lafları nasıl edebildiğime şaşırmışken gözümün önünde bomboş bir adam vardı. Artık değer kalmamıştı. Bırak dedim beni dükkana, konuşacak artık hiçbir konu yok. Bundan sonra da Ebru evine dönse bile bu olayları unutmayacağımı ve hata yapma lüksünün olmadığını yüzüne söyledim. Üzüldüm ama durumun bu tarafa gelme sebebi ben değildim.
Benim enerjim bitmişti, ne anlatacak ne konuşacak ne de eğlenecek güç kalmıştı.
25 Haz. 2011
Uğur geldi Ankara'dan. Sabah 5 de kalkmıştım onun için, ölüyordum, zaten gece boyu uyumamıştım, insan muhasebesini yattığı zaman yapıyor. Yaptığında da uyuyamıyor. Kemer'e gittik, ayışığı kumsalına. Bi kaç hatun görür keyfimiz yerine gelir diye (: Hiç gücüm yoktu aslında, hatun tavlasak bile boş geçicek bir dönemdeydim. Nitekim boştu zaten, öğlen Bora'nın yanına gittik, iş yerine. Yemek yedik, sonra Gökhan Abi'nin yanına gittik, ordan eve geçtik, ordan da düğüne bıraktım Uğur'u, öyle ters zaman olmuştu ki, ne eğlencem ne gücüm vardı, hiçbirşey yapamadım ve çok üzülüyorum bu duruma. Uğur'a daha fazlasını yapmam lazımdı. Boş bir gündü Uğur için, çok üzülüyorum. Gerçekten olaylar çok karışıktı, kafamı toparlıyamıyordum.
26 Haz. 2011
Artık hayatımda bazı konuların yer değiştirmesi kararı aldım. Bombok geçen 1 hafta sonunda illaki bişeyler yapacaktım. İşe gider gibi Gökhan Abi'nin yanına geldim tekrardan. Oraya film almaya gelen hatunlardan bi kaçını kapmam lazımdı. Yaptım da, baya baya muhabbet sonra hatun lunaparka gitmek istedi, tamam dedim gidelim. Allaha Şükür iki tane araba var, ablamın ki olmassa Gökhan Abi'nin arabası (:
Gittik, akşam süperdi, gerisini anlatmıcam. :P
Kızla bi daha görüşemedik, Side'ye gitti çalışmaya. Yalan yok, bişi yapamadım kıza ama eğlendim :D
Sonrasında da bi kaç girişim etki etti ama 28 Haziran, (tarihi not etmem lazım), Gökhan Abi seninle tanıştırmak istediğim biri var dedi ve beni çağırdı. Onu gördüm, gözlerim ilk saçlarına takıldı, ıslaktı saçları ama çok güzellerdi. çok düzgün dişleri, inanılmaz dudakları, çok güzel gözleri vardı.
28 Haz. 2011
Kendime baktım, paspaldım, o kadar aciz hissettim ki kendimi onun yanında, elm ayağım dolandı, muhabbet dahi edemedim, konuşamadım, dilim tutuldu, sürekli olarak dükkanın arkasına geçtim nefes aldım geri geldim. Değişecekti herşey birden benim için. Unutmuştum zamanı, unutmuştum geçmişi, unutmuştum kalbimi. Kalbimin altında bir soğuk su inanılmaz şekilde vücudumu kapladı ve elimin titremesini hissettirmemek için elimden geleni yaptım. O soğuk su titretiyordu vücudumun her noktasını. Anlatamadım kendimi, konuşamadım. Arkasından baktım kaldım, şirin bir motorla gitti.
Eve gittiğimde konulardan eser kalmamıştı, Birden Matrix'in bir sahnesi gözüme takıldı, Neo ile Trinity gemiyle gün ışığını görüp ondan sonra tekrar kara bulutların arasına daldı ya, o an onu hissettim. Bunun annemle yada ablamla hiçbir ilişkisi yoktu. Onu hissettim sadece.
Bir gün sonra gelmesi için dua eder oldum ki geldi dükkana. İnanılmaz heyecanlandım tekrardan. Kısa film falan çekelermiş, onu konuşmaya gelmiş, bende oynucak mıyım bilmiyorum ama dahil olmak istedim.
Birden lunaparka gidelim mi dedim, boş boğaz bi şekilde, nerden aklıma geldiğini de bilmiyorum. Aaaa dedi, süper fikir. Gözlerim yerinden fırlıyodu sanki (: Gittik, çok eğlendim, midem azıcık bulandı ama erkekliğe bok sürdürmedim afedersin :D Sonra Go-Karta gittik, benim en sevdiğim pistin ağzına sıçmışlar, arabalar rezaletti, yol berbattı, ama gene onunla olmak iyiydi (:
Eve bıraktığımda göz göze geldim, gözlerimo kadar takıldı ki, 3 sn belki bana çok uzun geldi. Döndüğümde balerin gibiydim. bi ayağımı arkaya attım, diğerinin parmak ucunda ileriye doğru sıçradım. kolları unutmadım tabi açtım iki yana, birde parende attım ki, millletin bana baktığını farkettim, uzaklaştım oradan. Eve gittiğimde ev sessizdi gene, annemi ve ablamı çok seviyorum.
1 Tem 2011
Dükkanda Aycan ben Gökhan Abi gene muhabbet ettik, baya baya ısınmış ve artık rahatça kendimi aşmış, konuşabiliyordum. Nedenini bilmediğim bir şekilde hep bir duvar vardı aşılması gereken. Anlam veremiyordum ama anlamak zorundaydım. Benim hissettiğim heyecanı onun hissetmesi beklenemez bir durumdu. Akşam Karaoke Bar'a gideceklerini duydum. Duyduğumu farketti ve yarım ağızla teklif etti. Bende bakalım dedim, her şey olabilir. Kafam eserse dedim gelirim (: Kendimce salak oyun oynuyordum. Aycan gitti. Gene çıktım merdivenleri ve arkasından baktım. O kadar güzeldi ki, bu olayları bana unutturan iki insandan biriydi.
Ablam arıyordu, çok mutlu bir ses tonuyla alüüü dedim. "Ablam" dedi "İki piç beni taciz etti acil gel! Kıstırdım onları." bende buz kesildim, "Tamam" dedim sakince "Geliyorum.", Gökhan Abi'ye usulca yaklaştım, "Ablamı iki piç taciz etmiş ben gidiyorum arabayı verir misin dedim.", Gökhan Abi'nin tepkisiyle uyandım birden, "Yürü dedi manyak", dükkanı kapattı benimle birlikte atladı basarak gittik olay yerine. Ablam bembeyazdı, koşarak gittim yanına, bana motoru gösterdi, bıraktı gitti şerefsizler dedi. Bende hayvan gibi bağırdım "Şerefsizler, çıkın lan dışarı", o kadar çok bağırdım ki, birden herkesin cama çıktığını gördüm, binanın etrafını dolandım, bağırdım, bağırdım kimse çıkmadı. Tam zamanıydı, stres atacaktım. Tekrar anırdım, kimse çıkmayınca polisi aradım. Polisler de saolsunlar yardımcı olamayız dediler. 2 telim vardı atıverdi, sonra ablam aradı polisi 1 dk konuşmadan devriye göndereceklerini söylediler. Nasıl bir toplum ya. 45 dk sonra gelebildi 2 adet yunus. Motoru ablukaya almıştım, aklımdan çok olay geçti ama yapmadım. Çünkü biliyordum, bi yerlerden beni izliyorlardı. Korkularından çıkmadılar. Polislere durumu net bir şekilde anlattıktan sonra ifade için ablamı karakola götürdüm. Yunuslar kaldılar ve elemanları bulmak için etrafa dağıldılar. Uzun zamandan sonra ilk defa karakola gelmiştim. Deri koltuklar, lcd televizyon ve MTV kanalı açıktı. Polisler çok nazik ve her soruya içtenlikle cevap verdiler. Çok mükemmeldi karakol, huzur veriyordu, biz güclüyüz ve yardımcı olacağız hissi sürekli hakimdi. Her şeyi unutmuştum, eskisi yenisi, sonra sakin bir şekilde ablam konuyu bana anlattı. Çünkü ilk sıralar baya baya sinirli ve berbattım, dinlemedim ablamı, sadece herifleri dövmeye odaklanmıştım.
Ablam kırmızı ışıktan geçerken bu şerefsziler önüne kırmış ablamın, ablamda kornaya basmış, bunlar el kol hareketi yapmışlar, sonra yanaşıp cama vurmuşlar, küfür etmişler. Ablamda büyük cesaret bu şerefsizlerin durup park ettiği yerde inip bağırmış, gösterecem lan size diye. Çokta iyi yapmış.
Sivil birisi geldi yanıma, olayı ablam izah etti tekrardan, parmağında yüzük vardı, anladım komiserdi, sordum "Polis misin?", bende gerekeni söyledim ve bize yardımcı oldu. çocukları bulup getirdiler, ablam onları görünce, işte dedi bunlar, o kadar polisin arasında gelin lan buraya diye bir daha bağırdım, polisler tuttu "Abi napıyosun kamera var", tamam dedim sakinim. geçtim içeri, benim deli olduğumu sandıkları için çocukları içeri getirmediler. Onlar dışarıda bekledi. Sonra 2 polis eşliğinde içeri girdiler, o kadar rahat oturdum ki koltukta, bi baksalar küfür edecektim gözlerimle. Bakmadan geçtiler. Danışma masasının arkasına ellerini öne buluşturup hazırolda bekliyorlardı, bende koltukta iki kolumu açmış rahat bir duruşta bekledim. Sivil polis geldi, özür dilicek onlar dedi, tamam dedim gelsinler bi dinliyelim. Getirdiler, öne doğru eğildim, dirseklerimi dizlerimin üstüne koydum, "Bakın" dedim, "20 yaşında delikanlılarsınız", o anda en çok hoşuma giden olay oldu, polisler biri sağıma biri soluma geçti ve sorgu modu oldu. Artık polislerin ne desem karışmayacaklarını anladım. "Ananıza bacınıza küfür etsem hoşunuza gider mi lan" dedimçok sertçe. Biri eğildi hazırol durumunu bozmadan, haklısın abi dedi. Diğeri inat eder gibi "O da bize küfür etti" dedi, kalktım ayağa "yıkarım lan seni" bağırdım, kimse karışmadı, çocuk bir adım geri gitti özür diledi. Hoş değildi ama benim hoşuma gitmişti.
Çocuklar gitti, şikayetçi olmadık, sonra da bizi arkaya davet ettiler. Çay içerken hiç karşılaşmadığım polis geldi, 2 çocuk sizinle konuşmak istiyor dedi, bende "getirin" dedim. Geldiler, bu sefer yüzlerinde samimiyet vardı, polisler durumu söylemiş, ablamın müdür yardımcısı olduğunu benim de devlet memuru olduğumu söylemişler. Acıdım bu sefer bişey demedim. Ablam biraz kulaklarını çekti öğretmen tadında. Çocuklar sonra gitti, bizde gittik. Atraksiyon süperdi ama. Zevk aldım çok.