---

yLmz - Refresh Yourself!

---

Karışık

  • 0
  • 1
  • 2
  • 3
prev
next

Uzun olmuş gideli..

Uzun oldu yazmayalı, garip bir olay yok, hayatımın karmaşıklığını düzene koymakla meşgulum hala. Bu ...

Benden | Çarşamba, 3 Haziran 2009 | Hits: 2570 | Yorumlar

Devamı..

Yorgunsun..

Evet yorgunum, hayatın her noktasında her zaman iki yol çıkmasından bıktım. Kararlarımı her zaman bi...

Benden | Pazartesi, 4 Temmuz 2011 | Hits: 143 | Yorumlar

Devamı..

Moral nedir?

Moralin ne olduğunu çözmeye çalıştım. Neydi ki, neden bozulurdu ya da neden geri gelirdi, neden mutl...

Benden | Çarşamba, 18 Ağustos 2010 | Hits: 3527 | Yorumlar

Devamı..

Hayaldi Kırıldı

Benim küçüklükten beri hep hayallerim vardı, bencildim aslında, herkesin beni sevmesini isterdim, ge...

Benden | Pazar, 10 Temmuz 2011 | Hits: 253 | Yorumlar

Devamı..

3 ay da neler yapılır?

3 ay önce, elimde ne varsa kendi düşlediğim ev için yapmaya karar verdim. Yaklaşık 5 ay önce PS3 alm...

Benden | Pazar, 10 Ekim 2010 | Hits: 3918 | Yorumlar

Devamı..

Sen Olmayınca Ben !

bu gün üzgünüm çok...  sabaha kadar uyumadım sonra saatin bilmem kaçında sızmışım...gidişini ilk kez...

Benden | Cuma, 8 Mayıs 2009 | Hits: 2689 | Yorumlar

Devamı..

Zamanın çoçükleri

Şirkete geliyordum sabah dolmuşta hafif uykulu bi şekilde. Bizim şirkete gelmeden bir trafik ışığı ö...

Muhabbet | Cumartesi, 16 Mayıs 2009 | Hits: 4434 | Yorumlar

Devamı..

Biraz Eskilere Gidelim;

bu aralar dinlediğim 1960-70 rock klasiklerinden bir demek sunayım; Shocking Blues - Venus The A...

Benden | Pazartesi, 7 Kasım 2011 | Hits: 176 | Yorumlar

Devamı..

Papatya

hayatın aslında yol ayrımlarından oluştuğunu gösteren şarkı.11 yaşındaydım, annem ile babam ayrılalı...

Melankoli | Salı, 24 Ocak 2012 | Hits: 18 | Yorumlar

Devamı..

47 Yıllık Fosil

Almanya'da bulunan 47 yıllık Fosil akılları karıştırdı. {youtube}JANwVq018C4{/youtube} İ...

Tartışma Ortamı | Perşembe, 21 Mayıs 2009 | Hits: 3590 | Yorumlar

Devamı..

bazen

Şöyle bir etrafıma bakıyorum bazen;İnanılmaz yaşamlar var, herkesin yıllanmış arkadaşları, yıllanmış...

Melankoli | Cuma, 12 Aralık 2008 | Hits: 3742 | Yorumlar

Devamı..

3G ile ilk konferans (:

Bugün 3G nin 1 saat beleş olduğunu öğrendim (tabi ki bana özel),, hemencik elinin altında çalıştır...

Benden | Cumartesi, 15 Ağustos 2009 | Hits: 2627 | Yorumlar

Devamı..
A+ R A-
07 Tem
e-Posta Yazdır PDF

Geç yattım, 4 e geliyordu, aslında geç olmayabilir ama benim için çok geç bir saat. 7 de Bora kaldırdı hadi gidiyoruz diye, gözümü açamadım, gittim yüzüme bir kaç kere su çarptım, yLmz uyan dedim, sonra seri bi şekilde dişler, yüz, eller ve tişört şort değişimi derken hazırım dedim gidiyoruz. Benim saf arkadaşım içkiden 6 ay ehliyeti kaptırdığı için araba sabah sabah bana kaldı, bir de utanmadan ben uyucam sen sür dedi. 40 km yol gidecektik ve şehir içi olduğu için dur kalk dön parende at methodlarını kullanacaktım arabada. Ayağım geçen gün maçtan kalan etki ile sadece ellerim ile havaya kaldırıpistediğim yere yerleştirebiliyordum. Tabi herkes küfür ettiği için bana maç yapma diye, herkesten sakladım.

Atladım arabaya, güzelce sağ bacağımı yerleştirdim, artık gaz kontrol altındaydı ama fren sorun yarattı, artık sağ elim viteste değil direk olarak ayağımı kaldırmak üzere kuruldu.

Öyle öyle sorunsuz süper enfes bir sürüşle istediğimiz yere geldik. Yolun yarısında da uyuduğum için hatırlamıyorum ama güzeldi zannedersem. Vücudumu seviyorum, her yeri sakat olsa da işleyen yerler yeterince kuvvetli (:

07 Tem
e-Posta Yazdır PDF

Bunu okuyup okumayacağım çok önemli değil. Her geliş gidişlerin, her yaklaşıp geri çekilmelerin, her yaklaştığında patlıcak gibi atan kalbimin, hatta telefonda bi mesajın okuduğumda, bir resmini gördüğümde dalıp gidişlerim, belki bir gülüş, belki bir dokunuş, hepsinin bir parçası kalbimin atma sebebi oldu. Resimlerimize kaç kere baktım bilmiyorum.

Şarkılar dinliyorum, seni beni anlatan değil bütün şarkıları sana yazılmış gibi, kendime çoğu kez yasaklıyorum slowtürk ü ama etki etmiyor. Hiçbirinin etkisi yok, hayatın, nefesimin, düşlerimin, boş bakan gözlerimin hatta yaşadıklarımın, zor olanı başardım ya, kelimelerle anlatamıyorum.

Bir gün senin hayatında yer etmeyecek bir boş cümlenin son kelimesi oldum. Silinip gidecek biliyorum, belki adımı bile hatırlamayacaksın, görmeyeceksin ama gözlerini ve seninle olmanın kaçırmadığım hatta kaçırmaya korktuğum her anını tek tek anacağım. Özledim ve bunu seninle bile dolduramıyorum. Bakmakla görmek arasında ki ince bir çizgideyim, sana dokunamıyorum, her yaklaştığımda seni daha çok kaybediyorum. Zamana yeniliyorum, duruma yeniliyorum, hayatıma ve nalet olası gideceğim güne yanıyorum.

Bunu açıklamak o kadar zor ki, ben seninle ve sensiz bir yoldayım. Seni yaşamak için sensizliğini kullanıyorum, her anını, her bakışını tek tek aklıma kazıyorum.

Artık her şarkı sana, her düşüm senin, her rüyamda sen. Bilmiyorum, o kadar boş ve anlamsız duruyorum ki, bütün geçmişim, bütün yaşadıklarım, bu yolu tetikliyor. Şu yaşadığım dakikayı bile seninle geçirmek istiyorum.

Herşey o kadar zor ki, anlamını yitirmeden hayatımı değiştirmek istiyorum.

04 Tem
e-Posta Yazdır PDF

Evet yorgunum, hayatın her noktasında her zaman iki yol çıkmasından bıktım. Kararlarımı her zaman bir ince ip üzerinde ya koparsa diye verdim. İki taneydi ve ikiside bambaşka sonuç çıkartıyordu. Bu hafta son haftam, çalışmaya devam edeceğim, kafamı hiç kaldırmak istemiyorum, burada açılan gözümü tekrar kapatmak istiyorum, sıkıldım hayatın iki kararından.

Gene bir yol var önümde ve bu sefer zaman çok kısıtlı. Bu zamanı iyi değerlendirmem ve sonuç yaratmam gerekiyor. Hadi bakalım..

04 Tem
e-Posta Yazdır PDF

Dün akşam bıraktım ya seni, arkandan candan erçetin dinledim ya, telefonun şarjı bu yüzden bitti ya, kafamdan şeritleri tek tek izledim ya, candan bağırdıkça içim hıçkıra hıçkıra ağladı ya, gözlerim tek noktaya kitlendi ya, ellerim kollarım bacaklarım aslında tüm bedenim uyuştu ya, arkama bile bakamadım ya, herşey o kadar boş ki bunu yeni anladım ya, sana gel bırak herşeyi diyemedim ya..

 

bu yüzden seni hiçbir varlığa değişmem, seni hayatımda ki tüm hayattan daha çok seviyorum.

03 Tem
e-Posta Yazdır PDF

1 Temmuz Devam:

O olay sonra akşam karaokeye gitmeye karar verdim. Tam arıcaktım Aycan msj attı "Geleceksin değil mi?", dedim kalp kalbe karşı. Pın pın kalbim attı, pazardayım meyve sebzelerle boğuşuyorum dedim, anlaştık ve 2 arkadaşı ile birlikte onalr aldım ve jungle bara geçtik. Başlangıç için Mariachi iyiydi, gözlerinin içine bakarak içtim, artık rahattım çok, bütün içtenliğimle onunlaydım. her fırsatta resmini çektim, her fırsatta yanağına götürdüm elimi. Ona dokunmak enfes bir histi. Çok heyecanlıydım. Bora geldi sonra, her zmanki gibi saflığıyla ortamı ısıttı iyice (: arkadaşım benim ya, yanımda ki Tutku isimli hatuna öyle bir yazıldı ki ağzım açık kaldı, bari dedim öküz biraz sakin ol, belli etme. Resmen sümük gibi yapıştı kıza. Sonra sahneye çağırdılar Aycan'ı. O güzel sesiyle ilk önce Maroon5 sonra da "Ah İstanbul'u" söyledi. Özellikle Ah İstanbul'dan sonra elimi saçlarına götürdüm, tek tek hissedecek şekilde süperdin dedim, harikaydı. O bakışını asla unutmayacağım.

Artık belirgin bi şekilde biralar etkisini göstermeye başlamıştı, tuvalete her zaman beraber gittik ama elimden tutup beni götürmesi çok hoşuma gitti. Herşey değişti, bu küçük dokunuşlar bile farklı bir his kazandırdı bana, çok güzeldi.

Artık sonlara doğru bizim masa kız kaynıyodu ve Bora artık benim oturduğum yere çömmüş, bütün kızları radarına alacak şekilde kendi açılarını ayarlamış ve hepsine tek tek iş atıyordu. Masa dolduğu için hemen yanındaki masaya beraber geçtik Aycan'la, hem onların arasında hem değildik, öyle güzel bir ayardı. Elimizde 1 yarım ve 1 tam mariachi, 1 tam efes duruyordu. Aycan Mariachileri dengeledi ve fondip yaptık. Sonra aynı şekilde efesleri şişe temaslarıyla dengeledi ve onu da bitirdik ama her içtiğimizde gözlerimize bakıyorduk, o kadar harikaydı ki birayı sevmediğimhalde su gibi içtim. Sonra eğildim, o da eğildi, sırtını dönmüş bi ton insanın arkasında eğilerek baktım ona, o an herşeyin değişeceğini hissettm, bi andı ve çok heyecanlıydı. Sonra gitmemiz gerekti ama o anı asla unutamıcam.

Hayatım gözümün önüne geldi, yaşadığım anlar gözümün önüne geldi, belki şu tatil olmayan tatil bile çok farklıydı. Herşeyin bir sebebe bağlandığı anlardan sebepsiz bir kalp çarpıntısı yaşıyordum. Bilmiyorum ama hislerim kuvvetini yitirdiği an karşıma çıktı, bana koyduğu sert duvar ve yıkamayacağımı düşündüğüm sert duruş, ilginçti ama etkileyiciydi. Basit biri asla değildi ama çok güçlüydü hayatı. Uzun zaman olmuştu böyle hissetmeyeli. Belki bir gün.

03 Tem
e-Posta Yazdır PDF

24 Haz. 2011
 
Gökhan Abimin yanına geldim, o kadar dertleşmek istiyordum ki ama anlatamıyordum, içimde kalacaktı artık. Çok canım sıkılmıştı, Ankara'dan kardeşim gelicekti, ona bişey çaktırmamam lazımdı. Bora'ya rica ettim, yalnız kalırsam aklımdan bi ton olay geçiyordu, kendimi adepte edemedim, boş boş bakıyordum.

Dükkanda otururken enişte bey geldi, kapı önünde konuştuk, konuşmucaktım ama damarıma bastı, bende ağzıma geleni söyledim ama gene kendi durşumu bozmamam lazımdı. Konuşurken 34 yaşında adamın gözümde küçüldüğünü farkettim. Ağır olan benim ona değil, 26 yaşında bugüne kadar hayat tecrübesi eksilerde gezen birinin ders verir gibi 10 yaş büyük birine tane tane tek tek konuları anlaşılır şekilde anlatmasıydı. Herşeyi yorulmadan tek tek anlattım.
Bu arada öğrendiğim şu ki geçen gün ablamı özür dilemek için dışarı çıktıklarında, benim ona arabada sarf ettiğim cümlelerin ve fikirlerimi aynen kendisi düşünüyormuş gibi ablama anlatmasıydı. Abla demiştim bi orada dur, şu anlattıklarını ben o gün ona arabada söylediklerim, hiç mi kendi düşüncesi yok? Bu kadar basit, kendi düşüncesi yok, sadece bizim düşüncemize muhalefet olmaktan başka. Sütten çıkma ak kaşık enişte bey.

Dinledi beni, giriş yapmaya çalıştı ama illlaki her konuda bahenesi olacak bir olayı vardı, sonunda da hepsini içkiye bağladı ve gözümden tutamadım, düştü.

Gitti yanımdan, bende dükkana geri döndüm. Konuşacak konu kalmadı artık. Sakinliğim bana artı kazandırdığını hep inandım. yarım saat sonra geri geldi, oturdu dükkanda, yüzüne bile bakmadım, bana laf çarptırmaya çalıştı, oralı olmadım, sonunda sinirlendirdi iki sert laf ettim bozuldu gitti. 1 saat sonra geri geldi, bin dedi arabaya, bindim. Seninle düzgün halledemicez dedi bu olayı dedi, çek dedim nerede nasıl istiyorsan hallederiz dedim bağırarak. Şaka yapıyorum dedi, çekti falezlere, konuş dedi, saydırdım. Her konuya bahane bulmaya çalıştı ama asılsız boş kelimelerdi, anneme bağladı çoğu olayı ama ben biliyorum ki annemin ona ettiği laflar değil, onun yaptığı pis olayları annemin gözünde gördüğü için utanmasıydı. Utandığı için annemi hep uzak tutmaya kötülemeye çalıştı. Biz bu yol 3 kişi çıktık, 1 eksik 1 fazla diyecek gücümüz yok.

Konu bittikten sonra, ben bile o lafları nasıl edebildiğime şaşırmışken gözümün önünde bomboş bir adam vardı. Artık değer kalmamıştı. Bırak dedim beni dükkana, konuşacak artık hiçbir konu yok. Bundan sonra da Ebru evine dönse bile bu olayları unutmayacağımı ve hata yapma lüksünün olmadığını yüzüne söyledim. Üzüldüm ama durumun bu tarafa gelme sebebi ben değildim.
Benim enerjim bitmişti, ne anlatacak ne konuşacak ne de eğlenecek güç kalmıştı.
25 Haz. 2011 
 
Uğur geldi Ankara'dan. Sabah 5 de kalkmıştım onun için, ölüyordum, zaten gece boyu uyumamıştım, insan muhasebesini yattığı zaman yapıyor. Yaptığında da uyuyamıyor. Kemer'e gittik, ayışığı kumsalına. Bi kaç hatun görür keyfimiz yerine gelir diye (: Hiç gücüm yoktu aslında, hatun tavlasak bile boş geçicek bir dönemdeydim. Nitekim boştu zaten, öğlen Bora'nın yanına gittik, iş yerine. Yemek yedik, sonra Gökhan Abi'nin yanına gittik, ordan eve geçtik, ordan da düğüne bıraktım Uğur'u, öyle ters zaman olmuştu ki, ne eğlencem ne gücüm vardı, hiçbirşey yapamadım ve çok üzülüyorum bu duruma. Uğur'a daha fazlasını yapmam lazımdı. Boş bir gündü Uğur için, çok üzülüyorum. Gerçekten olaylar çok karışıktı, kafamı toparlıyamıyordum.
26 Haz. 2011 
Artık hayatımda bazı konuların yer değiştirmesi kararı aldım. Bombok geçen 1 hafta sonunda illaki bişeyler yapacaktım. İşe gider gibi Gökhan Abi'nin yanına geldim tekrardan. Oraya film almaya gelen hatunlardan bi kaçını kapmam lazımdı. Yaptım da, baya baya muhabbet sonra hatun lunaparka gitmek istedi, tamam dedim gidelim. Allaha Şükür iki tane araba var, ablamın ki olmassa Gökhan Abi'nin arabası (:
Gittik, akşam süperdi, gerisini anlatmıcam. :P
Kızla bi daha görüşemedik, Side'ye gitti çalışmaya. Yalan yok, bişi yapamadım kıza ama eğlendim :D

Sonrasında da bi kaç girişim etki etti ama 28 Haziran, (tarihi not etmem lazım), Gökhan Abi seninle tanıştırmak istediğim biri var dedi ve beni çağırdı. Onu gördüm, gözlerim ilk saçlarına takıldı, ıslaktı saçları ama çok güzellerdi. çok düzgün dişleri, inanılmaz dudakları, çok güzel gözleri vardı.
28 Haz. 2011 
Kendime baktım, paspaldım, o kadar aciz hissettim ki kendimi onun yanında, elm ayağım dolandı, muhabbet dahi edemedim, konuşamadım, dilim tutuldu, sürekli olarak dükkanın arkasına geçtim nefes aldım geri geldim. Değişecekti herşey birden benim için. Unutmuştum zamanı, unutmuştum geçmişi, unutmuştum kalbimi. Kalbimin altında bir soğuk su inanılmaz şekilde vücudumu kapladı ve  elimin titremesini hissettirmemek için elimden geleni yaptım. O soğuk su titretiyordu vücudumun her noktasını. Anlatamadım kendimi, konuşamadım. Arkasından baktım kaldım, şirin bir motorla gitti.
Eve gittiğimde konulardan eser kalmamıştı, Birden Matrix'in bir sahnesi gözüme takıldı, Neo ile Trinity gemiyle gün ışığını görüp ondan sonra tekrar kara bulutların arasına daldı ya, o an onu hissettim. Bunun annemle yada ablamla hiçbir ilişkisi yoktu. Onu hissettim sadece.

Bir gün sonra gelmesi için dua eder oldum ki geldi dükkana. İnanılmaz heyecanlandım tekrardan. Kısa film falan çekelermiş, onu konuşmaya gelmiş, bende oynucak mıyım bilmiyorum ama dahil olmak istedim.

Birden lunaparka gidelim mi dedim, boş boğaz bi şekilde, nerden aklıma geldiğini de bilmiyorum. Aaaa dedi, süper fikir. Gözlerim yerinden fırlıyodu sanki (: Gittik, çok eğlendim, midem azıcık bulandı ama erkekliğe bok sürdürmedim afedersin :D Sonra Go-Karta gittik, benim en sevdiğim pistin ağzına sıçmışlar, arabalar rezaletti, yol berbattı, ama gene onunla olmak iyiydi (:

Eve bıraktığımda göz göze geldim, gözlerimo kadar takıldı ki, 3 sn belki bana çok uzun geldi. Döndüğümde balerin gibiydim. bi ayağımı arkaya attım, diğerinin parmak ucunda ileriye doğru sıçradım. kolları unutmadım tabi açtım iki yana, birde parende attım ki, millletin bana baktığını farkettim, uzaklaştım oradan. Eve gittiğimde ev sessizdi gene, annemi ve ablamı çok seviyorum.
1 Tem 2011 

Dükkanda Aycan ben Gökhan Abi gene muhabbet ettik, baya baya ısınmış ve artık rahatça kendimi aşmış, konuşabiliyordum. Nedenini bilmediğim bir şekilde hep bir duvar vardı aşılması gereken. Anlam veremiyordum ama anlamak zorundaydım. Benim hissettiğim heyecanı onun hissetmesi beklenemez bir durumdu. Akşam Karaoke Bar'a gideceklerini duydum. Duyduğumu farketti ve yarım ağızla teklif etti. Bende bakalım dedim, her şey olabilir. Kafam eserse dedim gelirim (: Kendimce salak oyun oynuyordum. Aycan gitti. Gene çıktım merdivenleri ve arkasından baktım. O kadar güzeldi ki, bu olayları bana unutturan iki insandan biriydi.
Ablam arıyordu, çok mutlu bir ses tonuyla alüüü dedim. "Ablam" dedi "İki piç beni taciz etti acil gel! Kıstırdım onları." bende buz kesildim, "Tamam" dedim sakince "Geliyorum.", Gökhan Abi'ye usulca yaklaştım, "Ablamı iki piç taciz etmiş ben gidiyorum arabayı verir misin dedim.", Gökhan Abi'nin tepkisiyle uyandım birden, "Yürü dedi manyak", dükkanı kapattı benimle birlikte atladı basarak gittik olay yerine. Ablam bembeyazdı, koşarak gittim yanına, bana motoru gösterdi, bıraktı gitti şerefsizler dedi. Bende hayvan gibi bağırdım "Şerefsizler, çıkın lan dışarı", o kadar çok bağırdım ki, birden herkesin cama çıktığını gördüm, binanın etrafını dolandım, bağırdım, bağırdım kimse çıkmadı. Tam zamanıydı, stres atacaktım. Tekrar anırdım, kimse çıkmayınca polisi aradım. Polisler de saolsunlar yardımcı olamayız dediler. 2 telim vardı atıverdi, sonra ablam aradı polisi 1 dk konuşmadan devriye göndereceklerini söylediler. Nasıl bir toplum ya. 45 dk sonra gelebildi 2 adet yunus. Motoru ablukaya almıştım, aklımdan çok olay geçti ama yapmadım. Çünkü biliyordum, bi yerlerden beni izliyorlardı. Korkularından çıkmadılar. Polislere durumu net bir şekilde anlattıktan sonra ifade için ablamı karakola götürdüm. Yunuslar kaldılar ve elemanları bulmak için etrafa dağıldılar. Uzun zamandan sonra ilk defa karakola gelmiştim. Deri koltuklar, lcd televizyon ve MTV kanalı açıktı. Polisler çok nazik ve her soruya içtenlikle cevap verdiler. Çok mükemmeldi karakol, huzur veriyordu, biz güclüyüz ve yardımcı olacağız hissi sürekli hakimdi. Her şeyi unutmuştum, eskisi yenisi, sonra sakin bir şekilde ablam konuyu bana anlattı. Çünkü ilk sıralar baya baya sinirli ve berbattım, dinlemedim ablamı, sadece herifleri dövmeye odaklanmıştım.

Ablam kırmızı ışıktan geçerken bu şerefsziler önüne kırmış ablamın, ablamda kornaya basmış, bunlar el kol hareketi yapmışlar, sonra yanaşıp cama vurmuşlar, küfür etmişler. Ablamda büyük cesaret bu şerefsizlerin durup park ettiği yerde inip bağırmış, gösterecem lan size diye. Çokta iyi yapmış.

Sivil birisi geldi yanıma, olayı ablam izah etti tekrardan, parmağında yüzük vardı, anladım komiserdi, sordum "Polis misin?", bende gerekeni söyledim ve bize yardımcı oldu. çocukları bulup getirdiler, ablam onları görünce, işte dedi bunlar, o kadar polisin arasında gelin lan buraya diye bir daha bağırdım, polisler tuttu "Abi napıyosun kamera var", tamam dedim sakinim. geçtim içeri, benim deli olduğumu sandıkları için çocukları içeri getirmediler. Onlar dışarıda bekledi. Sonra 2 polis eşliğinde içeri girdiler, o kadar rahat oturdum ki koltukta, bi baksalar küfür edecektim gözlerimle. Bakmadan geçtiler. Danışma masasının arkasına ellerini öne buluşturup hazırolda bekliyorlardı, bende koltukta iki kolumu açmış rahat bir duruşta bekledim. Sivil polis geldi, özür dilicek onlar dedi, tamam dedim gelsinler bi dinliyelim. Getirdiler, öne doğru eğildim, dirseklerimi dizlerimin üstüne koydum, "Bakın" dedim, "20 yaşında delikanlılarsınız", o anda en çok hoşuma giden olay oldu, polisler biri sağıma biri soluma geçti ve sorgu modu oldu. Artık polislerin ne desem karışmayacaklarını anladım. "Ananıza bacınıza küfür etsem hoşunuza gider mi lan" dedimçok sertçe. Biri eğildi hazırol durumunu bozmadan, haklısın abi dedi. Diğeri inat eder gibi "O da bize küfür etti" dedi, kalktım ayağa "yıkarım lan seni" bağırdım, kimse karışmadı, çocuk bir adım geri gitti özür diledi. Hoş değildi ama benim hoşuma gitmişti.

Çocuklar gitti, şikayetçi olmadık, sonra da bizi arkaya davet ettiler. Çay içerken hiç karşılaşmadığım polis geldi, 2 çocuk sizinle konuşmak istiyor dedi, bende "getirin" dedim. Geldiler, bu sefer yüzlerinde samimiyet vardı, polisler durumu söylemiş, ablamın müdür yardımcısı olduğunu benim de devlet memuru olduğumu söylemişler. Acıdım bu sefer bişey demedim. Ablam biraz kulaklarını çekti öğretmen tadında. Çocuklar sonra gitti, bizde gittik. Atraksiyon süperdi ama. Zevk aldım çok.

 

 

03 Tem
e-Posta Yazdır PDF

18 Haz 2011

Antalya'nın o ilginç ama güzel güneşi yüzüme vurduğunda sanki karanlık bir kapının  açılarak güneşin ta gözlerimin içine işlediğini farkettim. Bilmediğim aslında yorulmuş olmam bunu farketmeden tatile gelmenin salaklığı içinde olmamdı.

Garipti, servise bindiğimde hala arkamdan gelen rüzgarın bir etkisi gibi sürekli olarak havaya bakıyordum. Sanki ilk defa gelmiş gibiydim. Çantam bile dolu değildi, evime gelmiştim, annemden ilk defa bu kadar ayrı kalmıştım. İlginçti.
Sabahın ilk saatinde kimseyi rahatsız etmemem lazımdı ama gelmiştim lan herkes kalkıcaktı (: Zile bastığımda hengameyle ablam üstüme atladı, baya bi sarıldıktan sonra bende Ata'ya atladım. Büyümüştü çok, masmavi gözleri mükkemmel gülüyordu bana. Eniştem uyuyordu her zamanki gibi, gelmem onu pek irdelemediğini biliyordum. Kahvaltı muhabbet derken öğlen saati oldu, nasıl geçti zaman anlamadım. Enişte bey kalktı işe gidiyorum dedi ve ilginç olan hoşgeldin demedi, "naber" - "iyi senden naber?", klasik. Adam gitti. Ben hiçbir zaman elimden geldiğince saygımı koruduğum tek adamdır, bu kadar olayı görmeden bilmeden duymadan yaşamak ağır ama olması gereken oydu.
Ablamla çok konuştuk, Ata'nın en güzel şekilde büyümesi gerekiyordu, birbirinden farklı kararları vardı, ben onların anneme yakın olması için taşınmaları gerektiğini düşünüyordum. Gerçi bu düşüncemi bir kaç kişi daha söylemiş, annemle ablam arasında 1.5 saatlik dolmuş süresi var, her ne kadar genç olsa da kimse o yolculuğu hergün çekmez, Ata'nın gitmesi de zordu, o karardan başka karar yoktu sanki.

Ata'yla boğuştum, artık baya baya gülüyordu şerefsiz (: ablamla kahvaltıya deniz kenarına gittik. Uzun zaman olmuştu öyle kahvaltı yapmayalı. Enişte bey aradı, acil iş çıktığını hemen gitmesi gerektiğini söyledi. Aslında başka bir konu daha söyledi, Gökhan Abi'nin bebeği olduğunda bizi yemeğe götürdü, Enişte bey ve beni. Bende telefonda onu söyledim, ayarla dedim, Gökhan Abi'yi yemeğe götürmek zorundasın. Bana dedi ki "Annen gelmeden gitmeyelim, Ebru'yu akşam yalnız bırakamam!" hak verdim, olmazdı.

Akşam enişte beyin istediği üzerine pes oynadık, bol bol yendim, keyfimde yerine geldi. 3 gün katıksız bir süreçti bu. Ablamın evindeydim sürekli. 

20 Haz. 2011

Annem İstanbul'dan geldi. Gelmesiyle açıklamalar anlaşmalar hikayeler başladı. Denize gitmek istemiştim, bi türlü vırsat olmadı, zaten bebekle uğraşmaktan bizimkilerinde pek keyfi yoktu, benim Antalya'da zaten Gökhan Abim, Bora ve Kaan'dan başka kimsenin kalmayışı zorluyordu şartları. Laradaki eve gitmeye karar verdik. Yüklendik, veleti de aldık yanımıza bastık gittik, enişte bey de geldi oraya. Ordan kalkmıştık ki eve giderken saçma bir sebepten 34 yaşında ki adam bana trip attı, sinirim zaten gerilmiş bende banane dedim oturdum ablamın arabasına, şöfor kısmına oturmadım ki ablamda benimle gelsin, annem zaten benimle gelecekti. Neyse kapıyı açtı enişte bey, sonra dedim ben onun gibi çocukluk yapmiyim, kalktım oturdum yanına, annemlerde beraber gitti. Onları takip etmeye başladık, olaylar arabada gerildi. Artık tahammül boyutlarını aştı olay ve o an saygımın olayları bir yere getirmeyeceğinin farkına vardım. Ağzıma geleni söylemeye başladım. Bi an ağzından kaçırdığı tek cümle cinleri tepeme topladı, "Sizin üçünüzün verdiği kararın hangisi bugüne kadar doğru yoldu?", ben o fikirlerle o kararla senden daha sağlam olduğumuzu anlattım ama buraya yazamayacağım cümlerle. İnsanlar kendilerini çok iyi pazarlıyor, aslında yapmadıklarını yapmış ve iyi bir aile babası gibi davranması, onun anlattıklarına bakarsak hiçbir olayın olmadığı sorunun tek ve tek annem olduğu kanısı çıkıyor. Buraya gayet sakin yazıyorum bunları ama o sahne gözümden gitmiyor, yumruğumu nasıl sıktığımı bir ben biliyorum. Kemiklerimi hissettim.
Bu güne kadar hep sessiz kaldım, aile içi sorunlar her zaman ablamı ilgilendirirdi çünkü ama artık dahil olmam gerekiyordu. Hemde her konuda. Bu olay çoktan aile boyutunu aşmış durum kesinlikle objektifliği kaybetmişti. Baya kelime sarf ettim, anlaması için ise tek tek söyledim. Tek tek, benim normal şartlarda hızlı konuştuğumu söyleyenleri şaşırtacak şekilde.

Anladığını adım gibi biliyordum. Konuyu hala kendi gözlükleriyle bakmaya çalışan birinene anlatabilirsem işte o kadar. Konu artık amacını aştığı için o akşam evden kaçmam gerekiyordu, Kaan'la buluşmaya karar verdim. Aradım, 8 de çıkacaktı, ben gidiyorum dedim, enişte bey de atladı geldi, Leman'a gittik, güzel bir mekan, ben Kaan'a sürekli olarak beni burdan kurtar nameleri atıyordum, nitekim öyle oldu, eve gidip ablamın arabasını alıp onunla Cengiz'lere gittik. Ezel izlemeye başlamışlar bende dahil oldum.

Bu sırada enişte bey hızını almamış, ablama durduk yere ben burdan taşınmam, taşınırsam huzursuzluk veririm (bana da dedi) demiş. Taşınmayı bizim (ablam annem ben) fikrimiz zanneden ve sadece bizim fikrimiz olduğu için karşı çıkan baba denen şahıs aslında sadece amacı bizimle savaşmak. Derdi ne hala çözemediğim bir olay. Nitekim benim şahsi ve şahsi (tabi ki ylmz den şahsi fikir çıkmaz ya!) taşınma düşüncem Ata veya annemi sürüklememek. Gerçi anladığını adım gibi biliyorum. 

Ben bunu duyunca gene sinirlerim gerildi ve o yaptığı için oturtum annemlere tek tek o arabada neler konuştuğumu anlattım. Her kelime ve onun dedikleriyle. Yapmayacaktım ama daha konunun ne tarafa gideceğini bilmeden o kadar ettiğim lafı ezerek annesine şikayet eder gibi ablama o lafı söylemiş. Benden başka bir konu asla beklemesin zaten bu saatten sonra. Normalde çok olay sakladım ben ama bu olay haddini aştı.

21 Haz. 2011
 
Ablam akşam annemle Ata'yı eve götürmemi istedi, Laraya gidecektik, dediğini yaptım, annem Ebru'nun konuşacağını söyledi ve yalnız olmalarını istediğini söyledi. Eve geldiğimizde Ebru yarın gelip bütün eşyaları taşımamızı söyledi, dedim sakin ol geliyorum ben bi çantaya tık en lazım gelenleri, gerisini hallederiz. Gittim aldım ve arabayı verdim ablama. Ablam araba kullanırken çok net ve güzel konuşur. Konuşmaya başladı, Fener'de benim sürekli gittim Falez'e çektik arabayı, aldık biraları ve anlatmaya başladı. Neredeyse 4 saat geçmişti, ablam bana 4 saatte 4 senesini anlattı, hepsinin özet olduğunu biliyordum, asıllarına o baktığımız deniz mürekkep olsa yetmezdi. Denize baktığımda hayatımın şeritlerini görür oldum, nerden nereye ne kadar süre içinde geldiğimin farkında değildim. Antalya'dan gitmem aslında benim için değil ama annem ve ablam için güç kaybı olmuş. Her ne kadar bunu düşünmemiş olsam bile  bi şekilde direk kalmışım onlar için. İkisi kalmış tek, enişte bey çoktan gitmiş hayatlarından. Kendi bilerek ve isteyerek kaybetmiş annemi ve ablamı. Anlattıkları yenilir içilir olaylar değildi, gerginliğim arttı, bi ara gerçekten bir daha aklımın ucuna gelmeyecek düşünceler geçti. Ablamı sakin tutmalıydım, ona yansıtmamaya çalıştım. Annem telefonda ağladı, nolur gelin artık diye, bu sefer arabayı ben aldım, çünkü ablam artık anlattıklarını tekrar yaşamış gibi düşmüştü gardı. Hızlıydım, her geçen orta kesik şerit bana bu yolun bitmediğini aslında yeni başladığını söylüyordu. Kafamı kaldırdım, burdasın ve burda olmanın gücünü göstermen gerekiyor.

Zorlamadım şansımı, suskundum ve enişte beyden hamle bekledim. Bugünlerde geleceğini de zannetmiyordum, çünkü ev boştu ve alem yapması gerekiyordu, her ne kadar hala evli olsa da ev boş olması ve bizim en yakın yarım saat (araba ile) uzakta olmamız acayip işine geliyordu. Yapmıştır, o evi kullanmıştır, nedense güvenmiyorum ve yaptığını düşünüyorum.


23 Haz 2011 


Enişte Bey akşam 8 de buluşacaklarını söyledi. Biz de ablamla onun müdür yardımcısı odasına gittik, çok heyecanlanmıştım, ablamın odası (: nerden nereye geldi ablam. Ata'yı da yanımıza aldık, çok güzeldi. Ablam her zaman bana olayları çıplaklığıyla anlatır, annem üzülmesin diye çok sakladık hikayeleri, daha bitmemişti anlatacakları. Bende bekledim saat 8'i.

Enişte bey gelmişti, ablam saçlarını kurutuyordu, bende indim aşağı. Dedim "Neden yukarı gelmiyorsun?" - "Ebru'yu bekliyorum", "Hayır" dedim, "Neden yukarı gelmiyorsun burada bekliyorsun?" - "Ebru'yu bekliyorum dedim ya", "Biz adam mı yiyoruz, yukarıda bekle? Çok mu zor?"
"Konuş" dedi "bişey söyliceksin bana". Bunu o kadar gıcık ukala bir şekilde söyledi ki canım çok sıkıldı, "Ebru bana 4 saatte 4 yılını anlattı ve gerçekten hiç hoş konular değildi.", "Eeee" dedi, "Ne anlatmış olabilir ki?", bi an sinirden ağzına vurasım geldi, bu kadar galesiz bir adam olamaz. Sakin ol yLmz konu büyüse sen küçülürsün. Özet veriyim mi? Burda söylemek istemediğim 3 olayın kısaca özetini söyledim ve dedim ki Uğur (Enişte Bey'in kardeşinin nişanlısı) Deniz'e (Enişte Bey'in kardeşi) bu yaptıklarının %10'u yapsa ne yaparsın? "Bilmiyorum" dedi, bende bilmiyorum dedim sertçe. Sonra bana "Sen olayların başında yoktun ki sonunda takılmışsın.", sinirlendim, "Olayın başında ne olmalı ki sonu bu kadar rezil olsun. Yaptığın iğrençlik" dedim. Sakinliğimi korumak zorundaydım. Allahtan ablama vurmamıştı, eğer o olsaydı bu sakinliğim olmazdı."Kimse" dedmi, "Kimse senin bu yaptığını karısı hamile iken yapmaz", "Dinle" dedi, saçma sapan McDonalds hikayesine başladı 3 patates 2 hamburger derken ablam geldi, birden çıktım arabadan, kapıyı kapatmadan "bin" dedim, "soru sorma bana abla!".

Yaptığım büyük olaydı, ben istediğimi dedim ama diyemeden içinde patladı, o gece tekrar konuşmak istedi benimle, benim ise onunla konuşacak konum yoktu.

01 Tem
e-Posta Yazdır PDF

Herkes kendi çizgilerinde o kadar yoğun ilerliyor ki, Antalya çoktan benden gitmiş, ben kopamadım biliyorum ama sıcağın bile vücudumu sarması bile beni sevdiğini gösteriyordu Antalya'nın. Şehir bile ittiriyor beni ama ben hala takılıp gidiyorum son tangolara. Hayatımda hep bir umut için yaşadım, illa bir umudum oldu, illa bir isteğim ve illa başaramadıklarım oldu. Çok istediğimin farkındayım ama çizgilerim bu kadar net olamıyor.

Bundan bi önceki yazımı sildim, gereksiz yere gene ümitlerim azmıştı. Bir an uzaklaştım sandım bu umutlarımdan.

 

Anladım sonu yok yalnızlığın 
Her gün çoğalacak 
Her zaman böyle miydi bilmiyorum 
Sanki dokunulmazdı çocukken ağlamak Alışır her insan 
Alışır zamanla kırılıp incinmeye 
Çünki olağan yıkılıp yıkılıp yeniden ayağa kalkmak... Yalnızlığım yollarıma pusu kurmuş beklemekte 
Acılar gözlerini dikmiş üstüme nöbbette 
Bekliyorum, bekliyorum, bekliyorum 
Hadi gelin üstüme korkmuyorum Bulutlar yüklü ha yağdı ha yağacak üstümüze 
Hasret yokluğunla ben baş başayız nihayet


20 Haz
e-Posta Yazdır PDF

Sabah otobüsten gözümü açtığımda Antalya'nın en güzel güneşiydi benim için. Gözlerimi açıp hiç hareket etmeden sadece dışarıyı ve gözlerimin içini aydınlatan o güneşi izledim. O kadar yorulmuşum ki hayatımda, birden nefes aldığımı hissettim.

Çok özlemişim seni Antalya.

14 Haz
e-Posta Yazdır PDF

 

Vazgeçtim gözlerinden, vazgeçtim sözlerinden, söylenildiği kadar kolay olmadı, her defasında şarkıların anlamı bıktırdı beni, kafamın iç noktalarını ağrıtanın aslında ne olduğunu biliyordum, onun ardına sığındım, sadece bir hap değildi aslında tesellisi, özledim ve bu başımı ağrıtıyor.

Çok uzak olarak yakın oldun, aşamadığım tek gerçeğimsin. Keşke yanımda olsan, sabaha kadar izlesem keşke seni, bir İstanbul sevdası yarattın ama yaşatmadın. Bir gün herşey değişecek.

Sayfa 9 / 30


yLmz 

moi je veux crever la main sur le coeur

belki hiçbirşeyi değiştiremem ama yazdıklarım beni bağlar her zaman.